banner
Home Türkisch Haupt-Aufruf Jugend-Aufruf Aufruf an AktivistInnen Archiv Kalender Links Kontakt/Material
Veranstaltungen:

20.04. 19:30, Centro Sociale [Sternstr. 2] :

Der soziale Frieden: Wie unter Mitwirkung des DGB Arbeit immer flexibler und preiswerter gemacht wird.

mp3-Mitschnitt/Veranstaltungstext →
 

21.04. 19:00 in der B5 [Brigittenstraße 5]:

Bildung und Verwertung

mehr zum Thema →
 

23.04. 19:00 in der B5 [Brigittenstraße 5]:

Klassenkämpfe international

mehr zum Thema →
 

26.04. 18:30 Uhr im MTZ [Lindenallee 72]:

Warum revolutionär?
Geschichte und Hintergründe des 1.Mai

Info's zur Veranstaltung
 

27.04. 19:30, Centro Sociale [Sternstr. 2]:

Wer sind die Kapitalisten?
Über die Eigentümer des Kapitals und die Charaktermasken der Klassengesellschaft

mp3-Mitschnitt/Ankündigungstext →
 

30.04. 19 Uhr in der B5 [Brigittenstr. 5]:

Kapitalismus macht krank

mehr zum Thema →
 
Sonstiges:

Mixtape zum 1. Mai

von Rote Szene Hamburg, 1h27 min →

 

[Update 1. April 2010]    Drucken

Kapitalizm savas ve kriz demektir!

Şu anda en büyük küresel ekonomik krizi yaşıyoruz. Politikacılar ve girişimciler büyüme oranlarındaki düşüşlerden şikayetçi. Yaşadığımız bu ekonomik düzenin asıl amacı her zamankinden daha fazla kâr elde etmek. Bunuda gerçekleştiremezlerse başarısız olurlar ve artık hiçbirşey istenildiği gibi yürümez. Bu nedenlede kriz bir felaket olarak gösterilir. Krizin sebebi olarak işçiler görülür ve kitle halinde işten çıkarılırlar. Çünkü , büyüme olmayan yerde haliyle üretimde azalacaktır.

Birçok işçinin kötü geleceğine bir göz atacak olursak: kısa süreli işçiler toplu işten çıkarılmaların ilk aşamasıdır.

Öte yandan, krizi tetikleyen finans sektörü, görünüşe göre yine siyah sayılar yazıyor: fakat birçok büyük banka örneğin Deutsche Bank gibi, artı sayılar açıklıyor.Güçlerini hem arttırdılar ama aynı zamanda kredilerini vergilerini ödediler. Ve bu gelişimi tüm şirketler, devletler ve hatta tüm avrupa hissetmistir. Yunanistan'in yani sıra Isapanya, Portekiz ve İtalya ciddi zorluklarla karşılaşmıştır.

Sermayenin ihtiyaçları için her zaman kurbanlar verilmiştir. Almanya'da 20 yıldan fazla reel ücretler düşerken, diğer taraftan, son yıllarda üretim sürekli artmıştır. Üretim alanlarında bazı bölümler rasyonalize edildi yada tamamen kaldırıldı. Böylece zengin daha zengin olabilmesi için, bir çok emekçi gelirini kapitalizm lehine kaybetmesi sağlanmıştır. Bu sadece kriz döneminde böyle değildir! Kriz döneminde yasal olarak daha da netleşiyor.

Ücret gelirine bağlı insanların durumu, git gide daha tehlikeli bir hal alıyor. İşleri olanlar ya işlerini kaybetme korkusu yaşıyor yada gelirinin düşeceğine. İşi kaybedeceğim korkusundan hasta bir şekilde ise gidiyorlar. Kendi sorunlarının genellikle başkalarınında aynı sorunları olduğunu anlıyorlar. Birinin başına gelen kötü iş koşulları daha sonra bir başkasının başına gelebiliyor. Bu işçilere kapitalistler tarafından uygulanan bilinçli bir baskıdır.

Tam saat çalışanların çoğu sosyal yardım almakta ve günlük yaşamları Hartz IV standartlarında sürdürmektedir. Bunun sonucu: sağlıksız besin ve kültürsüz bir yaşam. Bu durum daha çok iş bulamayan kesime yansıyor. milyonlarca işsiz aile Hartz-IV devletinde dışlanmakta ve bunun sonucu olarakta "günah keçisi" olarak görülmektedirler.

Aslında insanlar sermayenin işgücünden uzaklaştırıldı. Fabrikalarda teknik sayesinde artan verimlilik, onları sermaye için gereksiz yaptı. Teknik gelişimi çalışanlar yararına kullanmaktansa, git gide geliri azalan işçi kitlesinin daha çok üretken olmasını zorunlu kılıyor.

Henüz iş hayatına girmeyenler, okulda ve üniversitede çalışma koşullarına göre değerlendiriliyor ve elekten geçiriliyor. Gençlerin serbestçe gelişmesi imkansızlaştırılıyor ve iş hayatında daha alt seviyelerde konumlanması hedefleniyor.

Şu anki okul sistemi gençleri verimsiz ve hantal kılıyor. Hatta çocuklar hayal kırıklığı ve streslere dayanabilmesi için psiko-uyuşturucu ilaclar kullanmalarının önü açılıyor. Kapitalizm sonuçta bir sınıf toplumdur. Zenginler genelde kendi aralarında kalır ve kendi cocuklarına özel eğitimler hazırlarlar. Kamu eğitim sistemi ne gibi fırsatlar getirdiğini bilirler. Kimin zengin veya fakir olacağı, doğduğunda bellidir. Bazıları kalan miraslardan varklıklı oluyor. Diğerleri ise sadece eğitim ve öğretim kariyeri yapabilmeyi deneyebiliyorlar...

Bu zor zamanlarda, iyi bir işveren olarak Alman ordusu gösteriliyor ve orada işlerinin güvenli olacağı iyi bir para tasarrufu yapabileceği imajı verilerek gençler tuzağa atılıyor. Bir çok genç yaşamın karamsar beklentileri nedeniyle alman ordusua katılıyor. Zengin sınıfların çocukları zamanı daha farklı kullanma imkanına sahipken, ne diye savaş için yem olsunlarki. İş hayatıyla endişe yaşamayan ailelerden cok az gönüllü milliyetcilik tuzağına düşüyor. Milliyetçilere göre güya Anavatanın askere "muhtaç" hemde "Hindukus"'ta bile.

Bunun için düşmanlar yaratılır. Geçmişte "Rusya" idi, şimdi ise "İslami terör" ve yakın gelecekte İran ve Çin olacak, yada herhangi kapitalist merkezleriyle çatışan başka bir ülke...

Savaşlar mutlaka olacaktır, Schröder döneminde kesinleştiği gibi: Alman katılımı olmadan hiçbir savaş olmayacak. Silah teslimatlarıyla Almanya zaten her yerde her durumda var. Alman askerler hakkında duruma göre ayrı ayrı kararlar verilecektir. Böylece, Almanlar daha fazla askerle ve daha cok savaşlara katılacaklar. Bu tür savaşlar örneğin jeo-stratejik çıkarları nedeniyle Orta Asya'da yürütülmesi, "Batının", diğerlerine göre, Rusya ve Çin üzerindeki askeri üstünlüğünü göstermek için yapılan taktik çatışmalardır.

Kapitalist devletlerin varolması demek milyonlarca ölüm demektir. İnsanları açlıktan ölüme değilde ama benzeri bir şekilde köle işlerde ta iliklerine kadar sömürmek! İşte budur esas istenen amaç!.

Bu sistem, bizim çıkarlarımız için değil, tam tersine bu sistem yoksul işçi ve emekçilerin yaşamlarına zarar vermektedir.

Yildizlara uzanın!

Bizim için, yaşanan bütün bu gelişmeler artık kabul edilir değildir. Gündemdeki ücret ve sosyal kesintilere karşı direnmeliyiz. Kendimizi örgütlemeli ve birlikte sesimizi yükseltmeliyiz. Biz hiçbir krizin veya sistem hatalarının sebebi olmadığımızı biliyoruz. Sistem bizi yoksulluğa sürükleyip, bu nedenle kapitalistlerin varlığının çoğalmasını sağlıyor.

Mücadelemiz kapitalist sisteme karşı. Direniş için örgütlenmeli ve eylemlikler gerçekleştirmeliyiz... Bizim hedefimiz ekonominin ve toplumun radikal ve devrimci bir şekilde değişmesidir. Biz insan ihtiyaclarının asıl amaç olduğu bir yaşam istiyoruz. Biz ne yarın daha iyi olacak masallarıyla nede farklı yalanlarla teselli edilmek istemiyoruz. Bizim tek bir hayatımız var, oda şimdi ve burada....Bu yüzden birlikte örgütlenelim ve mücadele edelim!

Bu amaçla sizleri düzenlediğimiz Devrimci 1 Mayıs gösterisine katılmaya, bizlere omuz vermeye, mücadeleinize sahip çıkmaya çağırıyoruz…

Hamburg'da yeni bir gelenek: Devrimci 1 May?s

invisible,leer
| ← home ← | ↑ Seitenanfang ↑ |