Şu anda en büyük küresel ekonomik krizi yaşıyoruz.
Politikacılar ve girişimciler büyüme
oranlarındaki düşüşlerden şikayetçi.
Yaşadığımız
bu
ekonomik düzenin asıl amacı her zamankinden daha fazla
kâr elde etmek. Bunuda gerçekleştiremezlerse
başarısız olurlar ve artık hiçbirşey
istenildiği gibi yürümez. Bu nedenlede kriz bir
felaket olarak gösterilir. Krizin sebebi olarak işçiler
görülür ve kitle halinde işten çıkarılırlar.
Çünkü , büyüme olmayan yerde haliyle
üretimde azalacaktır.
Birçok
işçinin kötü geleceğine bir göz
atacak olursak: kısa süreli işçiler toplu işten
çıkarılmaların ilk aşamasıdır.
Öte
yandan, krizi tetikleyen finans sektörü, görünüşe
göre yine siyah sayılar yazıyor: fakat birçok
büyük banka örneğin Deutsche Bank gibi, artı
sayılar açıklıyor.Güçlerini hem
arttırdılar ama aynı zamanda kredilerini vergilerini
ödediler. Ve bu gelişimi tüm şirketler, devletler
ve hatta tüm avrupa hissetmistir. Yunanistan'in yani sıra
Isapanya, Portekiz ve İtalya ciddi zorluklarla karşılaşmıştır.
Sermayenin
ihtiyaçları için her zaman kurbanlar
verilmiştir. Almanya'da 20 yıldan fazla reel ücretler
düşerken, diğer taraftan, son yıllarda üretim
sürekli artmıştır. Üretim alanlarında
bazı bölümler rasyonalize edildi yada tamamen
kaldırıldı. Böylece zengin daha zengin olabilmesi
için, bir çok emekçi gelirini kapitalizm lehine
kaybetmesi sağlanmıştır. Bu sadece kriz döneminde
böyle değildir! Kriz döneminde yasal olarak daha da
netleşiyor.
Ücret
gelirine bağlı insanların durumu, git gide daha
tehlikeli bir hal alıyor. İşleri olanlar ya işlerini
kaybetme korkusu yaşıyor yada gelirinin düşeceğine.
İşi kaybedeceğim korkusundan hasta bir şekilde
ise gidiyorlar. Kendi sorunlarının genellikle
başkalarınında aynı sorunları olduğunu
anlıyorlar. Birinin başına gelen kötü iş
koşulları daha sonra bir başkasının başına
gelebiliyor. Bu işçilere kapitalistler tarafından
uygulanan bilinçli bir baskıdır.
Tam
saat çalışanların çoğu sosyal
yardım almakta ve günlük yaşamları Hartz IV
standartlarında sürdürmektedir. Bunun sonucu:
sağlıksız besin ve kültürsüz bir yaşam.
Bu durum daha çok iş bulamayan kesime yansıyor.
milyonlarca işsiz aile Hartz-IV devletinde dışlanmakta
ve bunun sonucu olarakta "günah keçisi" olarak
görülmektedirler.
Aslında
insanlar sermayenin işgücünden uzaklaştırıldı.
Fabrikalarda teknik sayesinde artan verimlilik, onları sermaye
için gereksiz yaptı. Teknik gelişimi çalışanlar
yararına kullanmaktansa, git gide geliri azalan işçi
kitlesinin daha çok üretken olmasını zorunlu
kılıyor.
Henüz
iş hayatına girmeyenler, okulda ve üniversitede
çalışma koşullarına göre
değerlendiriliyor ve elekten geçiriliyor. Gençlerin
serbestçe gelişmesi imkansızlaştırılıyor
ve iş hayatında daha alt seviyelerde konumlanması
hedefleniyor.
Şu
anki okul sistemi gençleri verimsiz ve hantal kılıyor.
Hatta çocuklar hayal kırıklığı ve
streslere dayanabilmesi için psiko-uyuşturucu ilaclar
kullanmalarının önü açılıyor.
Kapitalizm sonuçta bir sınıf toplumdur. Zenginler
genelde kendi aralarında kalır ve kendi cocuklarına
özel eğitimler hazırlarlar. Kamu eğitim sistemi
ne gibi fırsatlar getirdiğini bilirler. Kimin zengin veya
fakir olacağı, doğduğunda bellidir. Bazıları
kalan miraslardan varklıklı oluyor. Diğerleri ise
sadece eğitim ve öğretim kariyeri yapabilmeyi
deneyebiliyorlar...
Bu
zor zamanlarda, iyi bir işveren olarak Alman ordusu gösteriliyor
ve orada işlerinin güvenli olacağı iyi bir para
tasarrufu yapabileceği imajı verilerek gençler
tuzağa atılıyor. Bir çok genç yaşamın
karamsar beklentileri nedeniyle alman ordusua katılıyor.
Zengin sınıfların çocukları zamanı
daha farklı kullanma imkanına sahipken, ne diye savaş
için yem olsunlarki. İş hayatıyla endişe
yaşamayan ailelerden cok az gönüllü milliyetcilik
tuzağına düşüyor. Milliyetçilere göre
güya Anavatanın askere "muhtaç" hemde
"Hindukus"'ta bile.
Bunun
için düşmanlar yaratılır. Geçmişte
"Rusya" idi, şimdi ise "İslami terör"
ve yakın gelecekte İran ve Çin olacak, yada
herhangi kapitalist merkezleriyle çatışan başka
bir ülke...
Savaşlar
mutlaka olacaktır, Schröder döneminde kesinleştiği
gibi: Alman katılımı olmadan hiçbir savaş
olmayacak. Silah teslimatlarıyla Almanya zaten her yerde her
durumda var. Alman askerler hakkında duruma göre ayrı
ayrı kararlar verilecektir. Böylece, Almanlar daha fazla
askerle ve daha cok savaşlara katılacaklar. Bu tür
savaşlar örneğin jeo-stratejik çıkarları
nedeniyle Orta Asya'da yürütülmesi, "Batının",
diğerlerine göre, Rusya ve Çin üzerindeki
askeri üstünlüğünü göstermek için
yapılan taktik çatışmalardır.
Kapitalist
devletlerin varolması demek milyonlarca ölüm demektir.
İnsanları açlıktan ölüme değilde
ama benzeri bir şekilde köle işlerde ta iliklerine
kadar sömürmek! İşte budur esas istenen amaç!.
Bu
sistem, bizim çıkarlarımız için değil,
tam tersine bu sistem yoksul işçi ve emekçilerin
yaşamlarına zarar vermektedir.
Yildizlara
uzanın!
Bizim
için, yaşanan bütün bu gelişmeler artık
kabul edilir değildir. Gündemdeki
ücret ve sosyal kesintilere karşı direnmeliyiz.
Kendimizi örgütlemeli ve birlikte sesimizi yükseltmeliyiz.
Biz hiçbir krizin veya sistem hatalarının sebebi
olmadığımızı biliyoruz. Sistem bizi
yoksulluğa sürükleyip, bu nedenle kapitalistlerin
varlığının çoğalmasını
sağlıyor.
Mücadelemiz
kapitalist sisteme karşı. Direniş için
örgütlenmeli ve eylemlikler gerçekleştirmeliyiz...
Bizim hedefimiz ekonominin ve toplumun radikal ve devrimci bir
şekilde değişmesidir. Biz insan ihtiyaclarının
asıl amaç olduğu bir yaşam istiyoruz. Biz ne
yarın daha iyi olacak masallarıyla nede farklı
yalanlarla teselli edilmek istemiyoruz. Bizim tek bir hayatımız
var, oda şimdi ve burada....Bu yüzden birlikte örgütlenelim
ve mücadele edelim!
Bu
amaçla sizleri düzenlediğimiz Devrimci 1 Mayıs
gösterisine katılmaya, bizlere omuz vermeye, mücadeleinize
sahip çıkmaya çağırıyoruz…
Hamburg'da yeni bir gelenek: Devrimci 1 May?s